Anormal Duygusallık > aşk sevgi "fanfini finfon" köşesi

Umay Umay Sözleri ~

(1/3) > >>

-Ruj Lekesi:
"Onu bir çocuk gibi öpmüştüm. Dışarısı soğuk, ölür diye içime sokmuştum."

"Yazmak şarkı söylemekten daha farklı..Çünkü şarkı söylemek affediyor her şeyi, yazmaksa öç alıyor..."

"Hayat, benden gizlediğin ellerini hangi cebinde saklıyorsun?"

'Sevenlerime hep baktım, beni nasıl ve neresiyle sevdiğine. Her sevene aşık değilim. Dünyaya, ‘sevgi böcüğü’ olma sözü hiç vermedim.Dünyaya, hiçbir söz vermedim. Terbiye borcum da yok, biliyorsun.Benden diledikleri gibi nefret edebilirler,benim de yaptığım gibi… ''


"Hiçbir karşılaşmanın nedensiz olmadığını yeniden anlarsınız. Hep yeniden anlamak, hep yeniden başa dönmek, hep yeniden cesaretle olup biten arasında kalmak. Ama olacak olan her neyse o oluyor. Maalesef, olacak olan her neyse o olacak."


‎"Yanlış bu sözcükler, yanlış bu dokunuşlar, yanlış bu anlaşılma isteği... Bir sokaktan kendiminkine nasıl geçmeliyim, sınırlarımı böyle yitirmişken...


…Seni soracak dilindeki yılan; sisten davetiyeler toplayacak... Ölüp ölüp dirileceksin... bütün fısıltılar yankılanacak bedeninde, çırılçıplak kalıp öğreneceksin yeniden sevmeyi... Öğreneceksin veda ettiğin yerden başlamayı…


sana değince dağılan mürekkeple bakıyorum aynaya. Silgileri yuttum, ışıkları söndürdüm. Bir koza gibi üstümü saran tülü kaldırdım. Onu dua niyetine ağaca astım. Tül geçirir sesini ruhuma, su durdurur. Koridordan odalara hızla koşuyorum; bütün muslukları açıyorum. Kirpiler havalanıp bağırmaya başlıyor; hani sen ölmeyecektin, hani sen ölmeyecektin? Derin, ağır, kırmızı…


Başını eğ yeşil çimenlerin şairi Başını eğme zamanı geldi Tuzaklarla dolu yeryüzü kampı seni ilerliyor Artık kalbin yok Yağmuru hatırlayarak doldurduğun küçücük bir kabın bile yok Onun gözleri senin üstünden bıçakla sıyrıldı Artık gururla taşıyacagın yarınlarında yok...


...sana beni al diye yazıyorum... koru , öp ve sarıldıgında kollarının titrediğini gizleme diye... yoksa tren istasyonlarına mı dönmeliyim ; sokak ortasında kaskatı kesilip , sen duymuyorsun diye yenik bir zafer çığlığı mı atmalıyım.....



Bir soru vardı ve o hiç sorulmamalıydı...kahretsin sordum...şimdi onu iştahla yiyorum...yeniden kendimi tükürüp yalamam mümkün mü ?Çarşamba bu kadar ıssızmıydı ?cüzdanımdaki fotografımı ve kayıp giden inancımın akıp giden beyazlığını seyrediyorum.Aşksızlık diyorlar,kemirip duruyormuş içimizdeki gardrobu...artık aldan...amıyorum…



Bir yetim için en zorudur yazmak... Geri dönmeyecek olanı bilirim... Senin vedan bu, o yüzden bu kadar kanlı... Benimkisi sadece bir söz...



Alkış sesleri aramıyordum. Sadece gururlu ve mağrur bir perde indirsin yüzümü istiyordum. Meğer perdelerin yüzsüzlüğüymüş bulandıran suyu. Karanfiller sarayında ölü bir kedinin üfürüğü serinletiyor sol elimi. Ben buyum işte en kuru veda, çıkılmayan yolculuk


.....her aşk bir o.r.o.s.p.u yaratıyor.
bense beyaz duvaklar ,dokunduğumda irkilen sırtlar çiziyorum.
bende oluyorum senin o kendin için korktuğun yerde........



Gözlerime bak düşüyorum. Ve artık duvar kağıtlarının bile içine
sızıyorum. Durduruyorum kalbimin atışını. Öyle ustalaştım ki.. Sihir
gerekmiyor artık bana, büyülerin gerekmiyor. Öyle çok bavulumu toplayıp
kaçtım ki kalbimden; şimdi parçalarım mı geride bıraktıklarım, yoksa
kaçık çoraplarım mı bilemiyorum.


bir parça pamuk ve ılık su ile kurumuş dudaklara değdirilen sessizlik. ayaklarını açıkta bırakan bir yorgan gibi.kimsenin anlamayacağı dertlerle gerçeklerle başımız dertteyken ve kendimizden daha yalan bir tanrı bulamıyorken;bekleyen: bekleyen: bekleyen sessizlik...


kaçtığım
kentler ve unuttuğum sevişmeler eksik harflerin arasına sıkışmış...;
kahve lekeleri yüzünden okunamayan mektuplarım, fanilam, deri ceketim, kimsesiz yatağım, ıslak çarşafım, tanrım..



Tek gerçek, hiçbirşeye sahip degilim.... içimden beni sokağa çıkartan, seviştiren; içimde beni sonsuz kuşkuda birakan bir yaratık duruyor...



aloo aloo...
konuşmıyacakmısın?
aloo aloo...
kaçmak istiyorsan ,silahını bana ver, kalbimi bana geri ver,hadi aşkımı bana geri ver
tamam mı?
...gölün altında seviştik,dünyanın tüm delileriyle seviştik,mavi, kızgın,hain

ne zaman ölücemizi unutarak seviştik....
aloo aloo...

acıtarak,tutunarak,kırılarak, ıslak,sıcak,ayarsız,yalancı, küskün tenimizi kanatan anıları yalayarak seviştik...

aloo hiç konuşmayacak mısın?



....yüzümün yarısıyla nefes alıyorum... yüzümün yarısıyla dans ediyorum, trene biniyorum, metrolara ve otobüslere...yüzümün yarısıyla balkonlardan düştüm... yüzümün yarısıyla rüzgar serptiler, uyandım... yüzümün yarısıyla düzdüm kalabalıkları...sana dolmakalem çaldım, çam ağcı koparttım ve yüzümün yarısıyla ben....




‎... duymadığım yerlerim var biliyomusun...Dizkapaklarım mesela,,, Büyücüler var, nemli odalarda giysilerini değiştiriyorlar. Rüzgar bile uçuramaz onları. Kuzey kumlarında geçitsiz rüyalar var, monların içinde kimsesiz uyanıyorum. . Gözkapaklarım da ağrıyor, dizkapaklarım da ağrıyor... Rüzgar bişey bulmuş gibi aslında... Sonsuza dek korkacak mıyım?



Saçlarınla oynayacağım , dudaklarımı çenene dayayacağım ve bana sarılacagın sessiz bir gece için "beklediğim tüm sabahlar sen ol " diye yalvaracağım...Kendimi yok ederken bir yalanı yaşattığımı bilerek, sonuna kadar... Neye içimdeki kızgınlık...inan kölesi olabilirim gözlerime saldıgın derinliğin.....!!!!!



Şuan sabahın beşi ve ben seni yalıyorum gözlerimle.......
Dışarısı çok siyah tıptı öfkeli gözlerin gibi.....
Ben lanetliyim artık... Bul beni... Hadi saklambaç oylayalım...
Ama seni saklayacak yeri çoktan unuttum !!!!


Her şey hazır, bense bu sisin içinde koşmak istiyorum.Uyarıyor arkadaşım " kurt sisli hava sever, yakalanırsan karışmam, söker alır kalbini ..." Kurttan korkmam diyorum , hızlanıyorum.....düşüyorum.... Sarılmak, af dilemek , koşmak istiyorum ama.... hadi şöyle geçelim. Kurtlara emanet bırakılmış cesaretimizle ürke ürke... oturalım....Pekii...

Mr.JoY:
teşekkürler....

-Ruj Lekesi:
Rica ederim  :dayı

[ Mor ]:
:)

-Ruj Lekesi:
Sayende tanıştım bu kadınla  :kalbimdesin:

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek